Telefon
WhatsApp
Dilin Hafızası ve Töremizin Mayası: Kavramlarla Yeniden Diriliş
300 X 250 Reklam Alanı

​Dil, Türk milleti için sadece bir meram anlatma vasıtası değildir; o, binlerce yıllık yürüyüşümüzün, acılarımızın, zaferlerimizin ve zihin dünyamızın ta kendisidir. Cemil Meriç’in o meşhur "Dilimiz kimliğimizdir" tespiti, aslında bizlere hayati bir sorumluluğu hatırlatır: Kimliğini korumak isteyen, önce kapısını beklediği lisanını korumalıdır. Türk’ün töresinde ise dil, bir "maya" hükmündedir. Nasıl ki özü sağlam olan süt bozulmaz, küf tutmazsa; mayası dille, töreyle ve ahlakla kurulan bir millet de zamanın sert rüzgârları karşısında asla sarsılmaz.

​Ne yazık ki uzun yıllar boyunca lügatimize sinsice sızan, bizi kendi öz gerçeğimize yabancılaştıran pek çok sömürgeci terimi farkında olmadan kanıksadık. Bugün yaşadığımız süreç, sadece bir isim değişikliği değil, bir "dil fethi" ve aslımıza dönme iradesidir. Kelimeler sıradan harf dizileri değildir; her biri bir dünya görüşünü, bir medeniyet tasavvurunu temsil eder. Zihinlerin kavramlar yoluyla ele geçirilmesi, toprakların işgal edilmesinden çok daha tehlikelidir. İşte bu yüzden, tozlu raflardan indirilen milli ve manevi değerlerimizi yeniden canlandırmak, uyuşmuş dimağları uyandırma hamlesidir.

​Bu köklü bağın en görkemli nişanesi, bozkırın bağrından yükselen Orhun Yazıtları’dır. Bilge Kağan’ın binlerce yıl öteden yankılanan, "Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe, senin ilini ve töreni kim bozabilir?" hitabı, dilin ve törenin ayrılmaz bütünlüğüne çekilen kadim bir mühürdür. O taşlara kazınan her bir harf, töreyi ebedileştirmiş; milletin hafızasını lisanın sıcaklığına emanet etmiştir. Yazılı emirlerden sözlü beyanlara kadar her adım, lisanın o tertemiz kavramlarıyla mayalanmıştır.

​Bu dönüşümün somut örneklerini bugün bizzat yaşıyoruz. Bizi başkalarının uydusu gibi gösteren "Orta Asya" ifadesi yerine, gerçek kimliğimiz olan Türkistan ismine dönüyoruz. Ata yadigârı haritalarımızda geçtiği gibi Ege Denizi'ne Adalar Denizi diyoruz. Birilerinin "sefer" diyerek normalleştirmeye çalıştığı o yıkıcı akınlara, hak ettiği ismi yani Haçlı İstilası diyoruz. Bu değişimler birer kelime oyunu değil; dünyayı artık başkalarının gözlüğüyle değil, kendi öz değerlerimizle görme kararlılığıdır.

​Yabancılaşmış zihniyetlerin karanlığında boğulmaya çalışılan milli değerlerimizin, dilimizin zenginliğiyle yeniden nefes alması, yarının tam bağımsız Türkiye’sinin en sağlam dayanağıdır. Kendi kavramlarıyla düşünmeyi unutan bir nesil, başkalarının kurduğu hayallerin figüranı olmaya mahkumdur. Bizim evlatlarımıza borcumuz; üzerinde özgürce düşünebilecekleri, her kelimesinde kendi medeniyetlerinin vakur sesini duyabilecekleri tertemiz bir lisandır.

​Bu milli şuur hamlesi kuşkusuz büyük bir kenetlenmenin meyvesidir. Devletimizin bu konudaki sarsılmaz duruşundan tutun da; sınıflarda evlatlarımızın zihnini duru bir Türkçe ve tarih bilinciyle yoğuran fedakâr öğretmenlerimize, araştırmalarıyla yolumuzu aydınlatan bilim insanlarımıza ve kalemini milletinin emrine veren yazar dostlarımıza kadar herkes bu kutlu yürüyüşün bir parçasıdır.

Unutmayalım ki; biz ancak kelimelerimizle varız ve ancak kendi kavramlarımızla hür kalabiliriz.

​Kelimelerin hakkını iade ederek zihinlerdeki görünmez esaret bağlarını çözen bu ortak irade, sadece bir eğitim müfredatı değil, bir milletin özüne dönüş destanıdır. Bu emeğe omuz veren, bu toprakların diline ve ruhuna sahip çıkan her bir vatan evladına minnettarız. Unutmayalım ki; biz ancak kelimelerimizle varız ve ancak kendi kavramlarımızla hür kalabiliriz. Türk’ün dili yaşadıkça töresi sarsılmayacak, töresi yaşadıkça Türk’ün mayası asla küf tutmayacaktır.

​Filiz TOKLU
Gazeteci-Yazar

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Şərh

Hələ şərh yoxdur! İlk şərh yazan siz olun!

Şərh Göndər

Zəhmət olmasa bütün sahələri doldurun!